Sıkça Sorulan Sorular

Ortodonti Nedir?
Ortodonti; dişler ve yüzdeki düzensizliklerin (maloklüzyon) teşhisi, önlenmesi ve tedavisiyle ilgilenen diş hekimliği dalıdır. Ortodonti kelimesi, Yunanca’da ortho “düzgün” ve odons “diş” kelimelerinden oluşmaktadır. Kelime anlamı olarak düzgün diş anlamına gelse de ortodonti, yüz ve çenelerin gelişim bozukluklarının düzeltilmesini de amaçlar.

Ortodontik tedavinin ana amacı iyi bir kapanıştır. Bu da düzgün olarak sıralanmış dişlerin karşı çenedeki dişlerle uyumlu olmasıdır. İyi bir kapanış; ısırma, çiğneme ve konuşmayı kolaylaştırır. Ağız sağlığının geliştirilmesi ve böylece genel sağlığın da iyileşmesine yardımcı olur ve kişinin özgüvenini artırır.
Ortodontist/Ortodonti Uzmanı kimdir?
Genel diş hekimleri diş ve diş etlerinin sağlığıyla ilgili tedavilere odaklanırken ortodontistler diş dizilimleri ve çene ilişkileri ile ilgilenirler. Ülkemizde ortodonti uzmanlığı, 5 senelik diş hekimliği eğitimi üzerine 4 sene uzmanlık eğitimi gerektirmektedir.
Maloklüzyon nedir?
Maloklüzyon literatürde “kötü kapanış” olarak tanımlanmaktadır. Bazı çocukların çene ve dişleri düzgün olarak gelişemezler. Bu da düzgün olarak sıralanmamış, karşı çenedeki dişlerle iyi uyumda olmayan ilişkiye neden olur. Genel olarak maloklüzyon sağlığı etkilemez, bir hastalık değildir. Maloklüzyon sadece dişlerin normal pozisyonlarında olmamasıdır. Ancak bu durum, bireyin yüz şeklini, dişlerin görünümlerini etkileyerek kişide utangaçlık, kendine güvende eksiklik ve hatta depresyona sebep olabilir. İleri derecedeki maloklüzyonlar yeme, konuşma gibi fonksiyonları etkileyebilir ve dişlerin temizlenmesini zorlaştırabilir.

Bireyler değişik maloklüzyonlara sahip olabilir. Bazıları şunlardır:

İleride konumlanmış ön dişler – tedavi sadece bireyin görünüşünü düzeltmekle kalmaz, ayrıca dişleri olası hasardan da korur. Ön dişleri ileride konumlanan bireylerde, spor ya da düşme esnasında dişlerinde kırık, çatlak meydana gelme ihtimali daha fazladır.

Çapraşıklık – hastanın çenesi darsa, dişlerin yerleşmesi için yeterli yer olmayabilir. Bazı durumlarda ortodontist yer sağlamak için bir ya da daha fazla dişi çekmek durumunda olabilir.

Gömülü diş – dişin yerine süremeyip çene kemiğinde gömülü kalması durumudur.

Derin kapanış – dişler kapatıldığında üst ön dişlerin alt ön dişleri fazlasıyla kapatmasıdır.

Açık kapanış – dişler kapatıldığında ön veya yan dişler arasında boşluk olmasıdır.

Çapraz kapanış – en az bir dişte üst dişin alt dişe göre içeride olmasıdır. Kesici dişlerde olduğu gibi arka dişlerde de çapraz kapanış görülebilir.

Diastema – dişler arasında boşluklar olmasıdır. Diş eksikliğinden ya da dişlerin çeneyi tamamen doldurabilecek büyüklükte olmamasından kaynaklabilir.

Eksik dişler – sık görülen bir ortodontik bozukluktur. Çürük, travma gibi sebeplerle diş çekimi nedeniyle diş kaybı görülebildiği gibi doğuştan da diş eksikliği mevcut olabilir.

Maloklüzyonların olası nedenleri nelerdir?
Koruyucu hekimliğin hastalara sunduğu olanaklardan yararlanılmamış olabilir; mesela süt dişlerindeki çürükler "nasıl olsa değişecek" mantığıyla tedavi edilmemiş, zamanından önce dişler çekilmiş, florlama ve fissür koruyucu uygulamaları gözardı edilmiş olabilir.

Genetik faktörler: Özellikle iskeletsel bozukluğu olan bireylerde soy geçmişte benzer bir anomalinin olup olmadığı önemlidir. Kalıtımsal diş eksiklikleri, dar üst çene, çapraşıklık problemleri de kalıtımsal olarak çocuğa geçebilmektedir. Bu durumda ortodontik sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz olmaktadır. Yapılması gereken ise; çocuğu süt dişlenme döneminden başlayarak düzenli diş hekimi kontrolüne götürmektir.

Kulak-burun-boğaz problemleri: (Bademcik iltihabı, burun ve geniz eti varlığı; sürekli ağız solunumu gibi) çene kemiklerinin kötü şekillenmesine sebep olabilir ve diş sürme bozuklukları yaratabilirler.

Kötü alışkanlıklar: Parmak emme, uzun süre yalancı emzik veya biberon kullanma, dil emme, dudak emme, kalem ısırma gibi kötü alışkanlıklar da diş ve çene yapılarında ortodontik bozukluklara neden olabilmektedir.

Bazı kas bozuklukları da ortodontik problemlere neden olabilir.
Neden ortodontik tedavi görülmelidir?
Çapraşık dişlerin temizlenmesi zordur. Kötü kapanış diş yüzeylerinde aşınmalara, çiğneme, konuşma gibi fonksiyonlarda zorluklara ve dişleri destekleyen kemik ve diş eti yapılarında aşırı strese sebep olabilir. Tedavi edilmediğinde, bir çok problem zamanla daha ciddi hale dönüşerek ileri zamanda daha komplike tedavi gereksinimi doğurabilir.
Çocuklar ilk defa ne zaman ortodontik kontrolden geçmelidir?
AAO (American Association of Orthodontics) çocukların 7 yaşını geçmeden ortodontik kontrolden geçmelerini tavsiye etmektedir. Bu yaşlarda ortodontist/ortodonti uzmanı, henüz çocuğun ağzında süt dişleri varken çene ve diş gelişimindeki problemleri yakalayabilir. Anormal durumun erken tespit edilmesi önemlidir çünkü bazı ortodontik problemler erkenden teşhis edildiğinde tedavisi de çok daha kolay olmaktadır. Gelecekte komplike ve maaliyetli tedavi olma olasılığı azalabilir. Pek çok ortodontik hastanın aktif tedavisi 9-14 yaşları arasında başlar. İskeletsel bozukluklar çocuğun büyüme dönemi bitmeden çözülebilir.
Kimler ortodontik tedavi görebilir?
Geçmişte ortodontik tedavinin sadece çocuklar için olduğu görüşü hakimdi. Günümüzde ise ortodontik hastaların yaklaşık yüzde otuzu erişkin bireylerden oluşmaktadır. Sağlıklı bir kapanış, 16 yaşında olduğu kadar 60 yaşında da aynı öneme sahiptir. Yaş, ortodontik tedavi için değerlendirilecek bir kriter değildir. Sağlıklı dişler her yaşta hareket ettirilebilir.
Ortodontide kullanılan aygıtlar nelerdir?
1. Sabit ortodontik aygıtlar
Ortodontistlerin tedavide en sık kullandıkları yöntem dişlerin üzerine braket yerleştirmektir.
Braketler dişler üzerine özel bir materyalle yapıştırılır. Üzerine yerleştirilen tellerle dişlere kuvvet uygulanır ve böylece dişlerin hareket etmesi ve düzgün sıralanması sağlanır.
Günümüzde metal ya da diş rengi materyallerden yapılan çeşitli braket çeşitleri bulunmaktadır. Genellikle dişlerin ön yüzeylerine yerleştirilir ama dişlerin arka yüzeylerine yerleştirilen tipleri de mevcuttur.
Metal braketler
Şeffaf braketler
Kapaklı braketler
Lingual braketler

2. Hareketli apareyler
Hareketli apareyler, ağızda tutuculuğu kroşeler yardımıyla sağlanan, dişlere yapıştırılmadan kullanılan, hasta tarafından kolaylıkla takılıp çıkarılabilen apareylerdir. Hafif çapraşıklıklarda, bazı çene genişletme işlemlerinde, basit diş hareketlerinin sağlanmasında, yer tutucu olarak ya da pekiştirme apareyi olarak kullanılabilirler.

3. Ağız dışı apareyler
Bu apareyler, ağız dışından destek alan ortodontik tedavi gereçleridir. Hem dişleri hareket ettirmek amaçlı hem de çenelerin gelişiminin yönlendirilmesinde kullanılabilirler.

4. Fonksiyonel apareyler
Fonksiyonel apareyler hastanın konuşma, yemek yeme, yutkunma gibi fonksiyonları sırasında oluşan kas hareketlerini kullanarak oluşan kuvvetlerle dişleri ve çeneleri hareket ettirerek düzgün bir ilişki sağlanmasına yardımcı olur. Takılıp çıkarılabilir tipleri olduğu gibi dişlere sabitlenen tipleri de mevcuttur.
Hareketli fonksiyonel aparey
Sabit fonksiyonel aparey


5. Şeffaf plaklar
Hafif ortodontik bozukluklarda ya da aktif ortodontik tedavi sonrası elde edilen durumun korunması amacıyla kullanılabilir. Hasta tarafından takılıp çıkarılabilen şeffaf plaklardır.

Invisalign
Bu sistemde düzgün sıralanmamış dişler neredeyse görülmeyen bir seri şeffaf plakla tedavi edilir. Bu plaklar doktorunuz tarafından kişiye uygun şekilde planlanarak üretilirler. İki haftada bir değiştirilerek dişler istenilen yönde hareket ettirilir ve daha güzel bir gülüş için düzgün sıralanmaları sağlanır. Ağızda metal braket ya da tel bulunmaz. Ancak bu sistem her ortodontik bozukluk için uygun değildir.
Ortodontist, diş ve çenelerin sıralanmasında yukarıda bahsedilen pek çok apareyden faydalanabilir. Ancak her aparey çeşidi, her ortodontik problem için uygun değildir. Ortodontist çene ve dişleri pek çok analizle değerlendirir, hastaya uygun bir tedavi planı oluşturur, amaçları belirler ve bu amaç için en uygun yolu size önerir.
Ortognatik cerrahi nedir?
Ortognatik cerrahi; çenelere ilişkin şekil bozukluklarının düzeltilmesine yardımcı olan cerrahi bir yöntemdir. Çeneler birbirleriyle veya dişler çenelerle uyumlu olmadığında ihtiyaç duyulabilen bir tekniktir. Bu tedavide Ortodontist ve Cerrah birlikte çalışırlar. Dişler ortodontik olarak düzeltilir ve sonrasında çeneler cerrahi olarak yeniden konumlandırılır. Bu işlemler, sadece yüz görünümünü geliştirmekle kalmayıp, ayrıca dişlerin birbiriyle uyumunu ve düzgün fonksiyon görmesini de sağlar. Bu şekilde hasta daha rahat çiğneyebilir ve konuşabilir. Başka bir deyimle hem estetik hem de fonksiyonel bir iyileşme sağlar.

Klasik olarak dişlerinin kapanışları ile ilgili sorunları olan hastalar, görünümlerindeki bozukluğu profillerindeki bozukluk nedeniyle fark edebilir. Üst ya da alt çene önde veya geridedir . Kimi zaman da karşıdan bakıldığında asimetrik bir görünüm söz konusudur. Diğer bazı hastalarda görünümde fark edilen bir şey olmasa da ısırma problemi gibi fonksiyonel sorunları vardır. Her iki durumda da dişler tam olarak uyuşmadığı için çiğneme ve beslenme sorunu ortaya çıkar.

Ortognatik cerrahi çenelerdeki bu sorunu düzeltmek amacıyla, etkilenmiş çenelerin uygun pozisyona getirilmesi için geliştirilmiştir. Vakanın şiddetine göre tek çene veya çift çene uygulanır.
Dudak damak yarığı (DDY) nedir, nasıl tedavi edilir?
DDY, embriyolojik dönemde çeşitli nedenlerden dolayı bebeğin yüz bölgesindeki yapıların birleşme kusuru nedeniyle ortaya çıkar. Halk arasında tavşan dudaklılık olarak bilinir. Toplumda her 1000 doğumdan birinde görülür. Bebekte dudak yarığı, damak yarığı ya da her ikisi birden olabilir.

Dudak Damak Yarıklarında Ortodontistlerin Rolü
Dudak, damak ve çeşitli yüz yarıkları hamileliğin ilk 2 ayı içinde yüzü oluşturan yapılarda çeşitli sebeplerle birleşmenin tamamlanamaması ile ortaya çıkar. Halk arasında “tavşan dudak” olarak bilinir. Toplumda her doğan 1000 bebekten 1’inde dudak damak yarıkları görülmektedir. Bebekte sadece dudak yarığı, sadece damak yarığı ya da hem dudak, hem de damakta yarık olabilir. Bu yarıklar tek taraflı olabileceği gibi, çift taraflı da olabilir.

Ortodontistler dudak damak yarıklı bireylerin hayatlarında büyük ve hayati rol oynarlar. Ortodontistler, doğumu takip eden 1. gün ile 20’li yaşlara kadar geçen uzun bir yaşam aralığında, çeşitli dönemlerde hastanın tedavisinde aktif rol oynarlar.

Bebek damağında bir yarık ile doğmuşsa, ilk müdahale edilmesi gereken konu beslenmedir. Doğumu takiben 1-2 gün içinde bebekler ortodonti kliniklerine sevk edilirler. Damağında yarık olan bebek anne memesini veya biberonu olması gerektiği gibi ememez. Emme fonksiyonunu, dolayısıyla beslenmeyi düzene sokabilmek için öncelikle “beslenme plakları” yapılması gerekebilir. Böylece bebeğin aldığı besini yutabilmesi ve dolayısıyla sağlıklı beslenebilmesi sağlanır. Ayrıca beslenme zorluğu çeken bebeklerde özel biberon ve biberon başlıklarının da kullanılması faydalı olacaktır.

Bu erken dönemde, beslenme plakları dışında farklı uygulamalar da mevcuttur. Bu uygulamalar ile bebeğin 4-6 aylık olduğunda geçireceği dudak kapatma ameliyatına kadar ağız içi ve burun dokularına şekil verilmesi ve böylelikle ameliyatın başarısının arttırılması da mümkündür. Bu alternatiflerin de ortodontistler ile görüşülmesi ve detaylı bilgi alınması yerinde olacaktır. Hekimler ve ekoller arasında ufak değişiklikler olmasına rağmen, ortalama olarak 4-6 aylık bebeğin dudağı, 1-1,5 yaşındaki bebeğin damağı ameliyatla kapatılır. Bu ameliyatlara bağlı olarak üst çenenin bir miktar geride konumlanması, dar kalması ve üst çenedeki dişlerin düzgün sürememesi çok normaldir. Bu sorunların tedavisinde de yine ortodontistler devreye girecektir. Dudak-damak yarığına sahip olan çocuğunuzun 7-8 yaş civarında tekrar bir ortodontist muayenesine götürülmesi gerekmektedir. Ortodontist gerekli görürse hemen, gerek görmezse biraz daha ileri yaşlarda sizi tekrar tedaviye alacaktır. Üst çeneyi genişletecek, öne alacak, dişleri düzeltecek tedaviler uygulayacaktır.

Üst köpek dişleri genellikle yarık olan bölgede konumlanırlar. Bu sebeple köpek dişlerinin sürmesinde sorunlar yaşanabilir. Ortodontist ve cerrahlar bu dişlerin sürme dönemleri yaklaştığında yarık bölgesine kemik ilavesi yaparlar. Bu konuda da hekimlerinize danışmanız gerekmektedir.

Mevcut tüm dişleri yerine yerleşen ve düzgünce sıralanan dudak damak yarıklı bireylerde yapılan tüm tedavilere rağmen üst çeneleri geride konumlanabilmektedir. Bu çok sık rastlanan bir durumdur. Üst çenenin geride konumlanmasının sebebi; bebeklikte yapılan kapatma ameliyatlarına bağlı ameliyat izleridir. Özellikle dudaktaki ve damaktaki izler üst çenenin düzgün büyümesini engeller. Ama bu durumu da ortodontistiniz ve birlikte çalıştığı cerrahi ekibi başarıyla tedavi edecektir. Çocuğun gelişimi tamamlandığında, yani erişkin olduğunda üst çeneyi öne alacak bir ameliyat daha geçirmesi gerekebilecektir. Bu ameliyat ile dudak damak yarıklı bireyin ortodontisti ile yaşadığı macera finale yaklaşsa da aslında rutin kontroller ile daha uzun yıllar devam edecektir.

Üst çenesi ameliyatla öne alınan ve ortodontik tedavisinde sona yaklaşılan birey protetik diş tedavisi uzmanlarına yönlendirilecektir. Eksik diş mevcut ise, bu dişler sabit köprü protezler ile tedavi edilecektir.

DUDAK DAMAK YARIKLARININ TEDAVİSİ MÜMKÜNDÜR! ASLA ÜZÜLMEYİN :)
Sabit ortodontik tedavide kullanılan braketlerle neler yenilebilir?
Braketlerin takılmasının ardından ilk bir kaç gün yemek yemek eskiden olduğundan daha zordur. Çiğneme hareketi ağrılı olabilir. Dişlerde bu hassasiyet varken çok fazla çiğneme gerektirmeyen yumuşak gıdalar önerilir. Dondurma, yoğurt, puding, çorba, haşlanmış patates, muz, yumuşak peynirler, yumuşak kekler, süt gibi gıdalar konforlu çiğneme için tavsiye edilir. Sadece braketlerin takıldığı ilk seans sonrası değil, braketler ağızda olduğu sürece ortodonti hastası diyetine dikkat etmek zorundadır. Aksi halde braket kırığı meydana gelecek ve bu da tedavi süresinin uzamasına sebep olacaktır.

Tedavi süresince uzak durulması gereken yiyecekler:
Çıtır-gevrek yiyecekler: patlamış mısır, buz, cips vs.
Yapışkan gıdalar: karamel, sakız vs.
Sert besinler: fındık, şekerleme vs.
Isırılarak tüketilen yiyecekler: elma,erik,havuç,dürüm vs.
Ayrıca yemek dışında sert olan herhangi bir cismi (kalem arkası, tırnaklar) ısırmak da braketlere zarar verecektir.
Braketlerle ağız hijyeni nasıl sağlanır?
Ortodontik tedavi sırasında dişler ekstra bakıma ihtiyaç duyarlar. Yemek artıkları braketler, teller, bantlar ve diğer apareyler üzerinde birikir ve bu yüzden temizliği daha zordur. Bu dönemde diş çürüklerinin ve diş eti hastalıklarının önlenmesinin tek yolu, her ana öğün ve atıştırma sonrası diş fırçalamaktır.

Ortodontik tedavi sırasında ağız hijyenin sağlanması için yapılabilecek işlemler şunlardır:
Her öğün ve atıştırma sonrası diş fırçalamalı
Sıkışmış besin artıkları çıkarmak için her gün diş ipi kullanılmalı
Ağız içindeki bakterileri azaltmak için her yemek sonrası gargara kullanılmalı
Floridli diş macunu ve yumuşak kıllı diş macunu kullanılmalı
Diş arası fırçası kullanılmalı
Tedavi boyunca genel diş hekimiyle rutin kontrollere devam edilmeli
Ortodontik tedavi ne kadar sürer?
Ortodontik tedavi istenilen sonuca ulaşılana kadar devam eder. Aktif ortodontik tedavi bir ile dört sene arası sürebilirken, ortalama iki senede biter. Bazı bireyler biyolojik yapılarından dolayı tedaviye diğerlerinden daha hızlı ya da daha geç cevap verebilir.Ayrıca önleyici ve erken tedaviler sadece bir kaç ay sürebilir. Apareyler tedavi sürecinde periyodik olarak uyumlanır.

Tedavi süresine etki eden faktörler şu şekilde sıralanabilir:
-Problemin şiddeti
-Yüz ve çene yapılarının büyümesi
-Dişler, diş etleri ve bunları destekleyen çene kemiğinin sağlığı
-Bireyin tedaviye kooperasyonu
Ortodontik tedavide riskler nelerdir?
Braketler ilk yerleştirildiklerinde ve seanslar arasında ortodontik teller brakete uyumlandırıldıklarında rahatsızlığa sebep olabilirler. İlk 3-4 gün ısırma sırasında hassasiyet meydana gelebilir. Braketlere adapte olana kadar ilk birkaç hafta dudak, yanak ve dilde iritasyon/yaralanma olabilir. Bazı apareyler ilk birkaç gün konuşma güçlüğü meydana getirebilir. Apareylerin hasar görmesi, braketlerin kırılması tedavi süresini uzatabilir ve sonuçları olumsuz etkileyebilir.

Ortodontik apareylerin etrafındaki besin artıkları ve buna bağlı olarak dişler üzerindeki plak oluşumu; diş minesinin çözünmesine, diş çürüklerine ve dişler üzerinde geri dönüşümü olmayan hasarlara sebep olabilir.
Tedavi bittikten sonra dişler geri döner mi?
İnsan vücudunda olduğu gibi dişlerde de hayat boyunca süren bir hareket ve değişim söz konusudur. Başarılı bir şekilde tamamlanmış ortodontik tedavi sonrası geri dönme riski azdır. Ortodontist, geri dönüşü engellemek ve en aza indirgemek için hastaya `pekiştirme apareyleri` kullandıracaktır. Bu döneme gösterdiğiniz önem tedavinizin kalıcı olmasını sağlar.

Ortodontik relaps (dişlerdeki geri dönüş) birkaç sebeple meydana gelebilir:
Hastaların pekiştirme apareylerini kullanmaması
Ortodontik tedavi sonrası anormal büyüme paterni olan hastalarda bu değişimin devam etmesi
Hastaların tedavi edilmemiş diş sıkma ya da gıcırdatma alışkanlığının olması
Hastaların dudak ve yanaklarındakı aşırı kas faaliyeti
Ortodonti tedavi sonrası sürmeye çalışan 3.azı(20 yaş) dişlerinin ön dişlerde baskı oluşturması
Fizyolojik süreçte alt keser dişlerde meydana gelen değişimler
Aktif ortodontik tedavi bittikten sonra, braketler çıkartılır. Bir sonraki aşama pekiştirme dönemidir. Pekiştirme apareyleri dişeti, kemik ve kasların yeni konumlarına adaptasyon gösterene kadar dişlerin yerlerinde tutulmasını sağlarlar. Pekiştirme aygıtları tavsiye edildiği şekilde kullanılmalıdır aksi takdirde dişler eski konumlarına geri dönerler ve ortodontik tedaviyle ulaşılan sonuçlar boşa gider. Pekiştirme apareyini ne kadar takmanız gerektiğine doktorunuz karar verecektir. Hastaya göre bu süreçte farklılıklar görülebilir.

Bazı hastalarda dişlerin kaymasını engellemek için daha uzun zamanlar pekiştirme yapılması gerekebilir. Bazı vakalarda ise daimi pekiştirme gerekebilir. Bu pekiştirme dönemi tedavinin önemli bir aşamasıdır ve ihmal edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki pekiştirme apareyleri yalnızca ağızdayken ve verilen talimatlara uyulduğu zaman etki etmektedir. Pekiştirme aygıtları düzenli olarak temizlenmelidir.Eğer hareketli bir pekiştirme aygıtı kullanılıyorsa kaybedilmesinin kolay olduğu göz önünde bulundurulmalı ve ağızdan çıkarıldığında mutlaka kutusunda taşınmalıdır.
Ortodontik tedavi riskli midir?
Kurallara uyulduğu takdirde ortodonti tedavisinin hiçbir riski yoktur. Tedavi öncesinde tüm çürük dişler tedavi edilmiş olmalıdır. Tedavi başlangıcından itibaren dişler çok iyi fırçalanmalı ve temiz tutulmalıdır. Aksi takdirde braketler çıkartıldığında dişlerde leke veya çürüklerle karşılaşılabilir.

Ultra elastik tellerde, paslanmaz çelik tellerde ya da bazı braketlerde nikel denilen matalik element kullanılmaktadır. Nikelin deride alerjik reaksiyona (kontakt dermatit) sebep olabildiği bilinmektedir. Nikelin kontak dermatite sebep olduğu vakalar genellikle saat, takı ve gözlüklerin deriyle temasında görülmektedir. Ancak ortodontik tedavi esnasında ağız içinde bu alerjik reaksiyonlar çok nadir görülmektedir. Olması durumunda nikel içermeyen alternatif materyaller kullanılarak bu durum çözülebilir.

Bunlar:
Seramik braketler
Polikarbonat ya da plastik braketler
Nikel içermeyen çelik braketler
Titanyum braketler
Altın kaplama braketlerdir.
Tedavi amacı ile daimi diş çekmenin sakıncası var mıdır?
Ortodontik tedavi amacı ile diş çekilmesi hastalarımızın velileri tarafından tedirginlikle karşılanmaktadır. Ancak bazı problemlerde çekim yapmamak daha sağlıksız bir ortam oluşturur. Diş çekimi kararı, dişlerin çene kemikleri üzerine yerleştirilemediği durumlarda tedavi sonucunun daha başarılı ve kalıcı olmasını sağlar. Ortodontist, diş hekimliği eğitimi üzerine en az 4 yıl daha eğitim almış bir uzman olup hangi problemlerde çekim yapılması gerektiğini çok iyi bilmektedir. Lütfen hekiminize güveniniz.
Ortodontik tedavi pahalı mıdır?
Problemin şiddeti, tedavi şekli, tedavi süresi,kullanılan brakete (estetik veya metal braket) ve tele(Çelik,Ni-Ti,ısıya duyarlı Ni-Ti,TMA) göre tedavi ücretleri değişebilmektedir. Devlet üniversitelerinde malzeme hasta tarafından karşılanırken, vakıf üniversitelerinde ise hem malzeme hasta tarafından alınmakta hem de hastadan tedavi farkı alınmaktadır. Özele sevk halinde belli bir miktar devlet size katkı sağlamaktadır. 18 yaş üstü hastalarda devlet ödeme yapmamaktadır. Bağlı bulunduğunuz ilin İl Sağlık Müdürlükleri sizlere yardımcı olacaktır.